Kemanım… Ağaçtan yapılma can yoldaşım

Babamın kemanı, yatılı okula gidince benim oldu. Yıllar sonra, 1999’da elli dokuz yaşında geçirdiğim kaza sonrasında geçmiş olsuna gelen viyolonselci arkadaşım profesör Engin Sansa’dan, kılları iyice azalan yayımın onarımı için yardım istedim. “Konservatuvar’da çok deneyimli bir bakım atölyemiz var, kemanına da bir bakım versinler” dedi. Kemanın içinde, Amati fecit in Cremona 1688 (Amati Cremona’da yaptı) yazdığını çok önceden göğsündeki ses deliklerinden okumuştum. Engin’e arkadaşları, “Bu çok değerli bir keman, Aydın Bey değerini iyi bilsin” demişler.

Ben babamın kemanının değerini, içindeki bu yazıdan değil de, Galatasaray’da öğrenciyken, her gün yaptığım alıştırmalar sırasında çıkardığım aykırı seslerden bıkıp usanan arkadaşlarımın eleştirileri nedeniyle iyi keman çalmayı bir türlü öğrenemeyeceğimi düşünmeye başladığım bir konser öncesinde zaten anlamıştım: Arkadaşım Vedat Evren’in, provaya ara verdiğimiz bir sırada, kemanı elimden alıp çalıverdiği Mendelssohn Keman Konçertosu’nu yorumlarken çıkardığı büyüleyici seslerden anlamıştım ki sorun kemanda değil bendeydi!

Müzikle hiç ilgilenmeyen dedemin, Sarıkamış’ta babam için 1922’de aldığı bu keman, bugüne değin bütün üzüntülü günlerimde, sevinçli günlerimde, yarım yüzyıldır, ne zaman elime alsam birkaç dakika geçmeden böbreküstü salgılarımın coşmasını sağlayan, bana yaşam sevinci, direnme gücü veren, mühendislikte, bilimde yaratıcılığımı besleyen, çözümsüz sorunlar karşısında pes etmeden dayanma gücümü kamçılayan en yakın arkadaşım oldu...

Yüzyıllarca önce binlerce kilometre uzakta toprağa karışmış ustanın ağaçtan yaptığı can yoldaşım...

Onun benim gözümdeki değeri zaten ölçülemez!

Yaşamın Gizi, 1. cilt: Uyanış, 2006
Basım aşamasında